Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'da yazdığı gibi, "Her şey insanın içinde yaşadığı çevreye bağlıdır: Her şeyi belirleyen çevredir ve insan hiçbir şeydir."
Aşırı doymuş görsel dünyamızda, sıklıkla bu hiçliği deneyimliyoruz. Yine de, doğru ışıkla, bir figür veya manzara dönüşür ve saniyeler içinde anlamını bulur.
19 yıldan uzun süredir bu dönüşümü araştırıyorum. İnsanları ışıkla şekillendiriyorum, doğal ışık, yapay sistemler ve UV aracılığıyla her açıdan nasıl değiştiklerini yakalıyorum. Görünür ve görünmez spektrumlar, ışığı kaydeden makineler—bunlar renk, doku ve formun ötesinde yeni bir ruhu ortaya çıkarmak için kullandığım araçlardır.
Sadece portreler çekmiyorum. Kendi ruhumu onlara aktarıyorum. Her seansta, öznenin kimliği vizyonumla çarpışıyor. Süreç akışkan, öngörülemez, canlı. Ortaya çıkan şey, sadece görüntü değil, duygular olan fotoğraflar oluyor; şiirselliğin baştan çıkarıcılığıyla estetik bir deneyime yükseltilmiş.
Fotoğrafçılık 19 yıldır tam zamanlı uğraşım. Sanat gazetecisi olarak başladım, bu arada fotoğrafçılığı keşfettim ve 2005'te İstanbul'da ilk stüdyomu açtım. O zamandan beri uluslararası ve yerel markalarla çalıştım, Avrupa genelinde sergiler açtım ve 5.000'den fazla fotoğrafçıya akıl hocalığı yaptım.
2018'de Sony Europe beni Görüntüleme Elçisi olarak atadı. 2025'teyiz, o zamandan beri her yıl bu tanınmayı yenilediler. Ancak unvanlar beni tanımlamaz. Beni tanımlayan şey, ışığın, görünmeyenin ve her şeyin hizalandığı geçici anın amansız arayışıdır.